Hem
bu parçanın sağlıklı uygulanması, hem de,
başta İtfaiyeler ve Sivil Savunmanın birlikte
bir temele oturtulması olmak üzere, eğitim
, danışmanlık ve sektörün özel kuruluşlarının
şekillendirilmesi önemli çalışmalar olarak
görülmektedir. İşte bütün bu gelişmelerin
sağlıklı şekilde yürütülmesi için, kanaatimce
öncelikle Kamu ve özel yangın sektörünün
aynı lisanı paylaşması ve meslek grupları
arasında bir disiplinin getirilmesi gerekmektedir.
Bütün bu çalışmalarla birlikte yönetmeliğin
uygulanması sırasında ister istemez sorunlarda
ortaya çıkacaktır. Bu sorunlarla ilgili
kaygıların dile getirilmesi ve paylaşılması
uygulamadaki aksamalara çözümde getirebilecektir.
Ülkemizde, Yangın Güvenliği ve Yangınla
Mücadele konusunda gerçekten “ÇIĞIR” açacak
bir gelişme umudu doğmuştur.
“BİNALARIN
YANGINDAN KORUNMASI HAKKINDAKİ YÖNETMELİK”,
konusunda
yüzyıllardır;
“HELE BİR ÇIKSIN”,
“ALLAH BÜYÜKTÜR SÖNDÜRÜRÜZ”,
“SÖNDÜREMEZSEK, İTFAİYE GELİR SÖNDÜRÜR”
mantığını,
“NEDEN
YANGIN ÇIKARALIM?”,
“ÇIKMAMASI İÇİN HER TÜRLÜ ÖNLEMİ ALALIM”,
“BUNA RAĞMEN ÇIKARSA, YAYILMADAN TUTALIM.
“BİZ VEYA İTFAİYE GELSİN EN AZ ZARARLA SÖNDÜRELİM.”
Mantığına dönüştürecek bir eser olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Bu,
büyük ama “ÇOK DİKKATLİ”
olmamız gereken bir fırsattır.
Öncelikle
böyle bir çalışmayı her türlü olumsuz koşula
rağmen, “HAYATA GEÇİREN” tüm değerli arkadaşlarıma
yürekten teşekkür ediyorum. Ayrıca sayın
Prof. Dr. Abdurrahman KILIÇ’ ın, Yangın
ve Güvenlik dergisinin 66. sayısında yer
alan “İTFAİYELER VE SİVİL SAVUNMANIN YENİDEN
YAPILANDIRMASI” dilek ve gerçeklerinin kısa
sürede dikkate alınarak,hayata dönüştürülmesini
çok önemli bir konu olarak nitelendiriyorum.
1.
Aynı Lisanı Konuşmak
| |
Bu
sektöre tesadüfen girerek, 26 yılını
vermiş, her türlü araştırmanın içinde
olan , itfaiye erliğinden, İtfaiye
üst yöneticiliğine kadar, binlerce
olay yaşamış ve yönetmiş biri olarak,
“ÖNEMLİ İKİ KAYGIMI “ sektörün tüm
değerli temsilcileri ile paylaşmak
isterim.
Birincisi,
Yangın Güvenliği ve Yangınla Mücadele
konusunda, “AYNI LİSANI KONUŞUYORMUYUZ?”
kaygısıdır.
Bir
özeleştiri yapmak gerekirse, “YANGINCILIK
MESLEĞİNİ” ,ülkemizdeki tüm sektörler
içerisinde mesleki tanımı yapılamayan
ve çok renkli bir mesleki platforma
sahip, tek sektör diye tarif edebiliriz.
Başta ben olmak üzere bu sektörde
görev alan, itfaiyecisinden sivil
savunmacısına, yangın söndürme cihazı
satandan, asker emeklisine, üniversite
öğretim elemanından mühendislik hizmetlerini
yerine getiren kişilere kadar “YANGINCILIĞIMIZIN”
tarifini yapmak mümkün değildir. Böyle
renkli bir “MOZAYİKTEN” ortak bir
lisan çıkarmak çok zordur. Bu da ,ister
istemez önemli karmaşalara yol açacaktır.
Bu karmaşalar, başka mesleki platformlarda
belli ölçülerde kompanse edilebilir.
Ancak yangın sektöründe bunun faturasının
karşılığı yoktur. “GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN”
olaylarda karar vermek için ne kadar
ciddi bir bakışa sahip olmanın mantığını
kesinlikle göz önünde tutmamız gerekir.
Bu
güne kadar ülkemizde , “YANGIN ÇIKTI,
İTFAİYEYE HABER VER, İTFAİYE GELDİ,
YANGINI SÖNDÜRDÜ” çalışmalarının ardından,
“KADERİYLE BAŞBAŞA” olmak diye bir
fatura çıkarılmaktadır. Sonuçları
itibariyle can ve mal kayıpları konusunda
hiç hesap yapılmamış ve suçlu olarak,
olayların içinden daima, “ELEKTRİK
KONTAĞI” ile beraber, “ALTTA KALANIN
CANI ÇIKSIN” misali, belkide, olayda
kusuru en az olan kişiler çıkmıştır.
Dolayısıyla “ALAN RAZI, SATAN RAZI”
kabullenmesiyle, insanımız geri dönüşü
olmayan can ve mal zararlarının içine
itilmiştir.
Birinci
kaygımın temelinde yatan gerçek budur.
Bunun net sebebi ise Projeden başlayarak,
inceleme, tasdik, yerinde inceleme,
onay, ruhsat, işletme, denetim ve
kontrol zincirinin hem sağlıklı yürütülmemesi,
hem de “AYNI LİSAN’ IN KONUŞULMAMASIDIR.”
Bu
yönetmeliğin belkide en önemli ve
bence en değerli bölümleri, 5 ve 6.
maddelere konu olan. “GÖREV, YETKİ
VE SORUMLULUK “ ile “GENEL SORUMLULUK
VE YASALAR” bölümleridir. Bu bölümlerin
içeriği itibari ile “YANGIN SEKTÖRÜNDE
GÖREV ALACAK DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIMIN”
oturup çok iyi bir durum değerlendirmesi
yapmaları gerekecektir.
Geçmişte
ve tanık olduğum süre içinde, yeni
yönetmeliğin yayınlanmasından bu güne
kadar, proje hazırlamak, danışmanlık
yapmak, incelemek, onaylamak, sistem
kurmak, malzeme satmak, tasdik etmek,
ruhsat vermek, işletmeye almak, eğitmek,
yasal prosedür hazırlamak, denetlemek
ve kontrol etmek gibi birbirinden
farklı hizmet ve kategorileri, “KAPANIN
ELİNDE KALMAK MİSALİ” ele alan herkes,
komple paket halinde bu işi götürmeye
çalışmışlardır. İşte, içinde bulunduğumuz
çıkmaz burada yatmaktadır. Hem, hangi
temele dayalı olduğunu bilmediğin
bir “Yangın Güvenliği ve Yangınla
Mücadele bilgi ve deneyimine sahip
olacaksın”, hem de, “hangi işi yakalarsan
komple paket hizmeti verip, riskli
kazanç sağlayacaksın”. Elbette ki
“OLMAZ BÖYLE BİR ŞEY”
Gelişmiş
toplumlarda oldukça sağlıklı yürüyen
bu iş ayırım disiplininin, ülkemizde
de oluşturulması için sektörümüzün
değerli sorumluları, hep beraber oturup,
bu konuya çözüm getirmek ve hizmet
kategorilerinin tarifini yapmak zorundadır.
Uzun süreli ve sabır gerektiren bu
konunun başta İtfaiyeler ve Sivil
Savunma olmak üzere tüm yangın sektöründe
tartışmaya açılması, başlangıç için
az da olsa, olumlu yönden disiplinin
gelişmesine neden olacaktır.
Yönetmelikte
5 ve 6 nolu maddelerinin varlığı,
bu disiplinin sağlanması için oldukça
yeterlidir. Herhangi bir şekilde,
bir bina yada tesiste meydana gelecek
bir olay sonunda, olaya sebep olan
suçun kusur oranları için, Yargı organlarının
ve Yangın sektörünün gerçek bilirkişilerinin,
bu maddelerle ilgili içeriği değerlendirmemeleri
mümkün değildir.
Yatırımcıların
bu yönetmelik maddelerini baz alarak,
proje aşamasından itibaren, hizmet,
sistem ve malzeme bazında iş yapacak
olan kişi veya kuruluşlarla sözleşme
yaparak, işe başlamaları, konuya,
iş sınıflaması ve hizmet şekli olarak
gerçek bir disiplin getirecektir.
Ayrıca yasal onay ve denetim mercilerinin
hizmet sistem ve malzemelerle ilgili
olarak “SÖZLEŞME MECBURİYETİNİ” getirmeleri,
kargaşa yaratan ve “HERKESİN, HER
İŞİ YAPMASI” şeklinde ciddi sonuçlar
getiren bir keyfiyetin kontrol altında
tutulmasını sağlayacaktır.
Sonuç
olarak, birinci kaygımın içeriğini
teşkil eden, aynı Lisanı konuşmak,
mesleki tarif ve bundan kaynaklanan
hizmet kargaşasının önüne geçmek için
yapılacak iş ve hizmetlerin;
· DANIŞMANLIK, BİLİRKİŞİLİK, EĞİTİM
VE YASAL YÖNERGE HAZIRLANMASI
· SİSTEM TASARIMI, SİSTEMİN KURULMASI
VE MALZEME SATIŞI,
· DENETİM, KONTROL VE ONAY,
olarak
3 temel gruba ayrılarak, tarif yapılması
ve bu grupların, zorunlu haller hariç,
mümkün olduğu kadar birbiri ile karıştırılmaması,
“YANGIN İŞ DİSİPLİNİ OLARAK” önemli
bir gelişme sağlayacaktır. Bu gelişme
ile beraber, grupların hizmet ve iş
kapsamına , ülkemizdeki ve uluslar
arası standartlara uygun şekilde,
ortak lisan ve bakış açısı getirilmesi
uygulama kargaşasına da önemli çözümler
getirecektir.
|
2. Yorumlamak
| |
26
yıllık yangın sektörünün içinden gelen
bilgi ve deneyimlerimi de katarak
, Yönetmeliğin kapsamını da değerlendirerek,
zaten var olan ama, yeni gelişmelerle
ciddi boyutlarda büyüyen ikinci kaygım
ise, “YANGIN GÜVENLİĞİ VE YANGINLA
MÜCADELE” konusundaki, “YORUMLAMA”
ve “YORUMLAYICILARIN YETERLİLİĞİ”
kaygısıdır.
“Yangınlar
insan yüzü gibidir. Biri diğerine
asla benzemez” gerçeğini, bir itfaiyeci
olarak gördüm ve yaşadım. Bu nedenle
hiçbir itfaiyeci arkadaşım bir olaya
“ÖN YARGI “ ile gitmemelidir. Çünkü
ilk zarar kendisine olacaktır. Bu
gerçek, bir bina veya tesisin , Yangın
Güvenliği ve Yangından Korunması için
alınması gereken önlemler açısından
da aynıdır.
Bina
veya tesisin amacıyla ilgili proje
konusu çok iyi irdelenmeli ve yönetmeliğin
yorumu buna uygun olarak gerçekleştirilmelidir.
Yönetmelik kapsamındaki kural, sistem
veya malzemelerin, “ET-KEMİK” misali
, bina veya tesisin proje amacıyla
bütünleşmesi gereklidir. Aksi taktirde
alınan önlemlerin, acil durumlardaki
işlerliği tatmin edici olmayacaktır.
Bu kaygımla ilgili olarak, “YANGIN
DANIŞMANLIĞI, EKSPERLİK, DENETİMCİLİK,
UZMANLIK, BİLİRKİŞİLİK” mesleklerinin
üzerinde önemle durulması ve tanımlarının
çok iyi yapılması gerekmektedir. Mali
müşavirler, Avukatlar, Doktorlar ve
benzeri meslekler nasıl ki, ayrılmış
ve yasal sorumluluk verilmiş özel
meslek grupları ise, çok büyük ve
geri dönüşü olmayan kararlar verecek,
yangınla ilgili danışman, uzman, eksper,
denetimci ve bilirkişilerde aynı öneme
sahip olmalıdır. Bu kapsam içinde
yetişmiş değerli yorumcular ve uygulatıcılar,
doğal olarak çok sağlıklı ve kaliteye
dayalı bir sektörün de gelişmesine
neden olacaktır. Halk deyimiyle “PERŞEMBE
PAZARI YASAK SAVMACILIĞI” kendiliğinden
ortadan kalkacaktır.
Bu
genel kaygımın içinde mevcut yönetmeliğin
yorumlanması açısından önemli bir
husus göz önünde bulundurulmalıdır.
Yangın
güvenliği ve yangınla mücadele konusunda
alınacak önlemler;
Bina veya Tesis
Çevre
ve şehir planlaması (Bina veya tesis
yanında veya çevresinde önceden acil
durum planlarına uygun şekilde bir
organizasyon yapılmış kuruluşlar varsa,
şehir planlaması da acil durumlara
uygun yapılmışsa.)
Acil
durum kuruluşları (İtfaiye, Sivil
savunma, Acil ambulans hizmetleri
ve benzeri kurumlar)
bu
üç temel faktöre dayalı olarak hesaplanmalıdır.
Yönetmelikler bu unsurların güç ve
özelliklerine bağlı olarak hazırlanırlar.
Başta NFPA olmak üzere, hazırlanan
tüm önlemler zinciri birbirini tamamlayacak
ve biri diğerini takip edecek şekilde
belirlenir. Bizim yönetmeliğimizde
bina bazında hazırlanarak, uluslar
arası yönetmelikler dikkate alınarak
boyutlandırılmıştır.
Konunun
içerisindeki kaygımı şöyle bir makroskopik
bir örnekle açmak mümkündür. Yönetmelikleri
oturmuş olan bir ülkede bina yada
tesis bazında önlemler alınırken,
bir itfaiye istasyonunun özellikleri
ve bir bina yada tesise olan uzaklığını
ortalama 4 dakikalık bir mesafede
olduğu bilinerek, bölgedeki planlama,
park etme ve hidrant sistemleri gibi
çok önemli unsurlara dikkat edilerek
değerlendirme yapılır. Buna göre bir
su deposunun kapasitesi, pompa gruplarının
özellikleri vs. gibi önlemler , tesis
ve binanın tehlike sınıfının yanı
sıra, bölgenin yukarıdaki özellikleri
de hesaplanarak net sonuca varılır.
Yönetmeliğimizde
bu değerler, bina veya tesis bazında
aynı şekilde verilmiştir. Ancak kaygıma
neden olan konunun, planlama, trafik,
hidrant ve itfaiye yeri ile özellikleri
açısından dikkate alınmamış olmasıdır.
Bahsettiğim konu yönetmeliğin şehir
planlaması ile ilgili bölümlerin yaptırımı
açısından değil, projeye veya amaca
konu olan bina yada tesisin şehir
yada bölgenin özellikleri ile ilgilidir.
Açmak gerekirse, Amerika ve Türkiye’
de bulunan aynı özelliklere sahip
olan iki endüstriyel tesis için aynı
su deposunun istenmesi, Amerika’ ya
göre gerçekçi olmayacaktır.
Buna
göre, özellikle proje tasarımı ve
planlamasını yapan mühendislik büro
ve kuruluşları ile değerli danışman
ve uzman arkadaşlarımın yönetmelik
kapsamının, yukarıdaki sahip olduğumuz
acil durum kuruluşlarının özellikleri,yeri,
şehir planlaması ve çevre bazındaki
acil durum değerlendirmelerini de
dikkate almaları gerekmektedir. Umuyorum
ki yönetmelik değerleri önemli ölçüde
değişecektir.
Bu
konuda yapılacak olan değerlendirmelerle
, belli katsayıların geçici olarak
( itfaiyelerin ve şehircilik acil
durum anlayışının istenilen düzeye
gelmesine kadar), Türkiye genelinde
uygulamaya sokulması, yangınla mücadele
konusuna daha gerçekçi bir sonuç getirecektir
inancındayım.
Yangın
sektörünün gelişmesi ve gerçek yapısına
dönüşümü süreci başlamıştır. Kaygılar,
eleştiriler ve destekleyici her türlü
girişim, çözümleriyle beraber, inanıyorum
ki bu süreci çok kısaltacaktır.
Bu
kaygılarımla beraber iki önemli temennim
de olacaktır. Birinci temennim,
bu çalışmalarla birlikte İtfaiyeler
ve Sivil savunmanın her türlü polemikten
ve siyasetten arındırılarak gerçek
hüviyetine geçmesi ve başta deprem
olmak üzere, tüm acil durum gerektiren
olayların bir bütün olarak ele alınmasıdır.
İkinci temennim ise, Kocaeli Üniversitesinde
açılması için emek verdiğim meslek
yüksek okulu gibi, meslek liseleri,
meslek yüksek okulları ve üniversitelerimizin
acil durum mühendislik bölümlerinin
açılmasıdır. Mevcut okullarla
birlikte açılacak olan diğer okulların
en büyük eksikliği ise, öğretim elemanı
yetersizliğidir. Özellikle üniversitelerimizdeki
değerli hocalarımızın çeşitli master
ve doktora programlarıyla bu eksiklikleri
gidermesi, sektörün gelişmesi ve öğrencilerimizin
yetişmesi açısından büyük fayda sağlayacaktır.
Seydi Rıza
GÜNEY
Yıldız Teknik Üniversitesi
Öğ. Gör. Rektörlük Afet Danışmanı
|
*
Bu
yazının Word dökümanını indirmek için
buraya
tıklayınız. |
|