Ülkemizde
acil durumlarla ilgili olarak bir okul veya
uzman yetiştiren bir kurum yoktur. Ama bugün
bu konuda yüzlerce “UZMAN” vardır. Bu uzmanlar
kimdir? Yeterlilikleri hangi ölçüler içinde
tarif edilmiştir?
Ülkemizde
acil durumlarla ilgili olarak 1970 yılı
başlarına kadar böyle bir uzmanlık alanı
yoktu. Bu konu ile ilgili olarak “YANGIN
OLUR BİZ YANGINA GİDERİZ” mantığına doğrultusunda
bir uygulama bulunmakta idi. O dönemlerde
halkı ve yatırımcıyı en çok etkileyen olay
“Yangın” olarak kabul edilirdi. Yangınla
ilgili olarak sadece itfaiye, çıkmış olan
yangınlara müdahale edilmesi için otorite
idi.
Bu yıllarda
İtfaiyelerde görev yapan personelin %98’i
en çok orta okul mezunu diğer yüzde ise
lise mezunu ve binde bir yüksek okul mezunudur.
1970 li
yılların çok öncesinde, Dünyada NFPA başta
olmak üzere, uygulamada bulunan bir çok
yasal prosedür ve standarda karşı, içinde
sadece yangın söndürme cihazı alma serbestisi
olan “Belediye Zabıta Talimatnamesi” ile
bu düzeydeki bir personelin “yangın güvenlik
önlemleri” konusunda ne yaptığı ortadır.
Çok uzun
yıllar böyle kadrolarla sadece yangın söndürmeye
giden bir kuruluş durumunda olan itfaiyelerde,
başta mühendisler olmak üzere, yetiştirilmeye
uygun üniversite mezunlarına yer verilmemiştir.
Müdür ve müdür yardımcısı durumundaki önemli
kadroların emekli olmasına kadar bu riskli
durum devam etmiştir.
İstanbul
başta olmak üzere, bir alış veriş merkezi,
bir çok katlı bina yada büyük endüstriyel
kuruluşların çok sınırlı sayıda olması nedeniyle,
yangın güvenlik önlemleri önemli bir aşama
kaydetmemiştir.
“Aksaray
Yer Altı Çarşısı, Yıba Çarşısı ve Atatürk
Kültür Merkezi” gibi o dönemlerin en
görkemli yapıları aynı yetersiz mantıkla
yapıldıkları için “Yanmışlardır”
Ülkemizde
“Yangın Güvenliği” çalışmaları 1987 li yıllardan
itibaren somut bir şekilde başlamıştır.
1992 yılında Yürürlüğe sokulan “İstanbul
Büyükşehir Yangından Korunma Yönetmeliği”
ile Proje aşamasından itibaren konuya uluslar
arası nitelikte bakış getiren bu yönetmelik
o dönemde İtfaiyede görev yapan ve olayları
bizzat yaşayan Mühendislerce başarılı bir
şekilde uygulanmıştır.
1999 Marmara
depremleri ile birlikte büyük bir bakış
açısı ve Pazar ile gelen bu sektör, çok
sayıda nereden ve nasıl yetiştikleri belli
olmayan bir uzmanlar ordusu ile dolmuştur.
Hayatında
olay görmeyen ve bir yasal prosedürü okuyarak,
kendince irdeleyen bu riskli topluluğun
“YETERLİLİK” düzeyi tehlikeli bir aşamaya
gelmiştir.
Yatımcı
ve tesis sorumlularının üzerinde en çok
durmaları gereken konu budur. Bir taraftan
doktorluk, avukatlık ve mali müşavirlik
kadar özellik isteyen “ACİL DURUM DANIŞMANLIK”
konusuna özel olarak ihtiyaç duyacaksın,
diğer taraftan ben bu işi yapıyorum ve uzmanım
diyen kişi yada kuruluşlarla mücadele edeceksin.